Bir hayli erteleme yaptıktan sonra nihayet rötarlı da olsa sonunda Bursa seyahatimi gerçekleştirdim. Vatana millete hayırlı olsun.

Bursaya ilk olarak 1993 yılı kış aylarında ayak basmıştım. O zaman bol bol gezmiş Uludağ’a otobüs ile tırmanma gafletinde bulunmuş sonunda ancak eteklerinde piknik yapabilmiştik. Gençlik işte. Aradan geçen bunca zamanda Bursa bir hayli değişmiş, biz de yaşlanmışız. Bir günlük dar alanda kısa paslaşmalar yaptığımız Bursa mekanlarında bir hayli yoruldum; öyle ki bu sıcak yaz gecelerinde millet bunaltan havadan dolayı uyuyamaz iken ben Bursa dönüşü o gece nasıl uyuduğumu bile hatırlamıyorum.

Gezimiz bundan aylar aylar önce Neslihan arkadaşım daveti üzerine verilmiş bir söz idi. Ertelene ertelene 11 Ağustos tarihine kadar geldi.

Bursa’ya hızlı feribot ile gitmem tavsiye edildiği için ben de bu yolu deneyeyim dedim. Sabah 06:35 te Kadıköy’den deniz otobüsü ile Yenikapı’ya oradan da 07:30 da Güzelyalı’ya uzandık. Her ne kadar tanıtımlarda 75 dakikada Yenikapı – Bursa denilse de kimse inanmasın. Belirtilen hat tam 105 dakika sürdü. Tabi oradan 15-20 dakikalık bir belediye otobüsü seyahati ve ardından bir o kadar süren Bursa raylı sistemi ile nihayet Bursa’da biryerlere varmış olduk.

Son Durakta Neslihan ve Büşra Hn.ları hazır kıta beni beklerlerken buldum o kadar hazırlanmışlar ki yanlarında geçip istasyondan çıkıp geri döndüğümde varlığımdan haberdar oldular. Tüm programı bu ikiliye havale ettiğim için ben sadece peşlerine takıldım ve yerli turist olarak Bursa turizmine katkıda bulunmak üzere gezimize başladık.

Önce Heykel’de arkadaşlarımızın daha önce tecrübe ile tavsiye ettikleri bir mekan olan Şehr-i Sefa’da kahvaltımızı ettik. Bursa’nın nasıl bir ovada kurulu olduğu buradaki manzaradan daha bir net anlaşılıyor. Kahvaltıda aramıza Rumeysa Hn. da katıldı ve 4 kişi olduk. Buradaki kahvaltımız bittikten sonra Bursa Ulu Cami’ye uğradık. İçeride restorasyon çalışması olduğu için manevi havasından tam olarak nasiplenemesek de havuzu ile, kadın erkek ortak ibadet alanları ve eski tarz hat yanında yeni tarz süslemeleri ile (her ne kadar her yerde uyumlu olmasalar da) önemli camilerimizden birini görmüş olduk. Cami içinde bir süre gezip dolaştıktan ve birkaç tesbih, seccade, kubbe resmini fotoğrafladıktan sonra (ben değil Büşra ve Rumeysa hn.lar bu resimleri çekmiştir) İstanbul Mahmutpaşa daki Kürkçü Han benzeri bir mekan olan Koza Han’a geçtik. İstanbuldaki gibi havlu, çarşaf türü mefruşat ürünlerinin satışının yapıldığı dükkanların bulunduğu bu hanın içinde açık havada dinlenmek için yerler de mevcut. Burada dinlenip hasbihal ederken sayımız da artmaya devam etti. Bu mekanda da Elif Hn. bizleri şereflendirdi. Böylece 5 kişi olduk derken buradan ayrılırken sayımız Rumesya Hn. ın izin istemesi ile 4’e düştü.

Bir süre Bursa içinde gezdikten sonra Irgandı köprüsüne gittik. Burası adından da belli olduğu üzere her iki tarafında da özenle yapılmış sanat atölyeleri ile birkaç cafenin bulunduğu bir köprü (Bakınız köprülü olmayan örneklerine Taksim ve Kadıköy’ün ara sokaklarında rastlamak mümkündür). Buradaki küçük ve güzel mekanlardan birinde mola verdik mekanın tostunun ve mantısının mutlaka denenmesi gerektiği ısrar edilince ben de kocaman bi tostu afiyetle yedim. İnanın o tost ile günü bitirmek mümkün. Her mekanda yaptığımız gibi burada da sohbetimize devam ettik, bir saati aşkın bir konaklamanın ardından Elif Hn. da izin istedi ve kendisini bırakmak için Yeşil denilen yere gittik. Elif Hn. ile de vedalaşıp yine düştük yollara. Bu seferki mekan yine bir cafe. Daha önce hapishane olarak hizmet verip emeklilik günlerini açık havada cafe olarak geçiren Pirinç Han’da idi sıra. Burada da kahvelerimizi içtik. Yorgunluğumun su yüzeyine yaklaştığı en uc nokta burası oldu sanırım.
Son olarak ta Osmangazi belediyesinin restore etmiş olduğu öncesinde tren istasyonu şimdi ise nezih bir dinlenme yeri olarak da kullanılan Merinos Tren İstasyonunda önceden planlanmış bir yerde güzel bir akşam yemeği yiyerek turumuzu sonlandırdık.

Saat 21:00 i gösterdiğinde artık dönüş yoluna idim. Tatlı bir yorgunluktu benimle gelen.

Başta Neslihan ve Büşra Hn.lar olmak üzere bütün bir gün bana tahammül edip katlanan tüm arkadaşlara ayrı ayrı teşekkürü bir borç bilirim. Uygun bir zamanda da borcumu ödemek isterim.