<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hızır Demirci</title>
	<atom:link href="http://www.hizirdemirci.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hizirdemirci.com</link>
	<description>tou@reg</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 11:47:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Mini Operasyon</title>
		<link>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/mini-operasyon.php</link>
		<comments>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/mini-operasyon.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 11:23:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tou@reg</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizirdemirci.com/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[Vee tarihler 24 Nisan saat 16:00 yı gösterirken Başımda annem ve kız kardeşim ile hastane yatağında burnumun geçireceği operasyonu bekliyorum. Buraya nasıl geldik peki. Tabi ki 35 yıl süren rahat nefes alamama, gece sık sık uyanma sonrasında bir gece ansızın kullandığım bir ilaç ile deliksiz uykunun haşin tadını alan ben, en kısa sürede tavsiye ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vee tarihler 24 Nisan saat 16:00 yı gösterirken Başımda annem ve kız kardeşim ile hastane yatağında burnumun geçireceği operasyonu bekliyorum.<br />
Buraya nasıl geldik peki. Tabi ki 35 yıl süren rahat nefes alamama, gece sık sık uyanma sonrasında bir gece ansızın kullandığım bir ilaç ile deliksiz uykunun haşin tadını alan ben, en kısa sürede tavsiye ile gittiğimi bir doktor muayenesi aynı gün operasyon tarihi almam ve 2 hafta sonra hastanedeyim. Dr. Erdinç bey yarın Umreye gidiyorum demese, aynı gün bitir bu işi diyecek kadar cesareti almışım.<br />
<span id="more-56"></span><br />
Muayeneden sonraki 2. haftada saat 14:30 da hastaneye giriş yaptım. Tetkikler, sorular, cevaplar, hazırlıklar derken saat 16:30 da ilk sakinleştiriciyi damardan yediğimde en mutlusu bendim. Dert yok tasa yok yarın hangi ilan nerede olacak acaba, rezervasyonlarım tamam mı, Cimbom küme mi düştü hiççç umrumda değildi.  Doktorumla önceden yaptığım antlaşma gereği odada uykuya dalacak ve odada uyanacaktım. Hakikatten de öyle oldu. Hatırladıklarım; odamın bulunduğu katın koridorunda ilk dozu almam ve uçuşa geçmem, ardından kısa bir süre ameliyathanede bir hareketlilik yüksek volumde bir müzik. Başucumda duran anesteziste hayal meyal şöyle dediğimi hatırlıyorum; Nip Tuc ta bu tarz müzikler olmuyordu. Sonrasında tam 2 saat 45 dakika memory de mevcut değil. Bir uyandım gözlerimde buz torbaları ameliyat sedyesinden odadaki yatağıma alınıyorum, etrafta 3-4 kişi var, telefonlar çalıyor, kardeşim şimdi geldi henüz uyanmadı diyor beni merak eden birilerine, ve o kargaşada bizim Kamil Demir ne ara gelmiş ise beni duyuyor musun diye sesleniyor. Her şeyi duyuyorum ama cevap verecek durumumum yok. Sadece hı hı diyebiliyorum o da garip bir ses ile<br />
Böyle geçen 1-2 saatin ardından iyice  ayıldığımda saat 21:30 da ağrısız, sızısız, tamponsuz, sargısız bir operasyon geçirdiğimi anlıyorum.<br />
Doktorum geliyor, sonraki 1-2 hafta içerisinde sürecin nasıl işleyeceğinden bahsediyor ve gidiyor. Ertesi gün sabah 10:00 gibi taburcu oluyorum. Doğru eve.  Ameliyat sonrası 2. Günün sabahında burnumdaki slikon borular ve ön tampon alınıyor, 9. Günün sabahı 2. Kontrolde burnumun üstünde kalan koruyucu ve şekillendirici kalıp alınıyor. Bu arada boyunca bol bol okyanus  suyu tüketiyorum. Bir ara rutin kontrollerden birinde burnumun iltihap topladığını gören Erdinç bey telaşlanıyor ve yeni bir antibiyotik ile bir adet kortizon iğnesi verip 3 gün sonrasına tekrar çağırıyor. O arada herhangi bir sorun da kalmıyor.<br />
Sonuç mu şöyle ki gayet rahat nefes alıyorum daha doğru bir anlatımla nefes almanın nasıl bir şey olduğunu hissedebiliyorum, gece daha az uyanır oldum. Görüntüm mü yandan bakınca bir miktar değiştiği söyleniyor. Karadenizlilik görüntümün kaybolduğunu düşünenler var ama Allahtan bu kişiler azınlıkta.<br />
Bu süreçte arayan, soran, merak eden, geçmiş olsun dileyen herkese teşekkürler.   </p>
<p><img src="http://www.hizirdemirci.com/siteresim/burun.jpg"  align="center"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/mini-operasyon.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uludağ&#8217;da 3 Gün</title>
		<link>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/40.php</link>
		<comments>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/40.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 10:54:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tou@reg</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/40.php</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandır arzu ettiğim fakat her sene bir bahane ile ertelediğim, doğum günüm olan 30 Ocak haftasında kar tatili keyfini bu sene sağolsun Bursadaki her zamanki büyük konaklama sponsorum olan Ersin kardeşimin de katkıları ile çözmüş oldum. Kendisine ve ailesine bize bu imkanı tanıdıkları ve evlerini açtıkları için bir kez daha teşekkürederim. Yine başta kadim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hizirdemirci.com/siteresim/dag_tatil.jpg"  align="right"><br />
Uzun zamandır arzu ettiğim fakat her sene bir bahane ile ertelediğim, doğum günüm olan 30 Ocak haftasında kar tatili keyfini bu sene sağolsun Bursadaki her zamanki büyük konaklama sponsorum olan Ersin kardeşimin de katkıları ile çözmüş oldum. Kendisine ve ailesine bize bu imkanı tanıdıkları ve evlerini açtıkları için bir kez daha teşekkürederim.</p>
<p>Yine başta kadim dostum Neslihan olmak üzere doğum günümü (her ne kadar kocasak da) her sene ısrarla hatırlatıp küçük süprizlerle kutlayan Bursadaki diğer arkadaşlara da teşekkürler.<br />
<span id="more-40"></span><br />
Ersin ve Beytu kardeş ile Uludağd&#8217;a Ersins Palace da geçirdiğimiz muhteşem 3 günün resimlerini foto albümde bulabilirsiniz. Neler mi var; kuzinada gürül gürül yanan odunların ısıttığı bir ortamda dinlenme keyfi, mangal da et-sucuk sefalarımız, yine mangalda kahve keyfimiz, kuzinada kestane, hıngal, kar suyunda çay ve mantı, havalı tüfek ile atış talimleri&#8230; Anlatılmaz yaşanır, resimleri beğeneceğinizi umuyorum. </p>
<p>Umarım her sene tekrarlayabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/40.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Nikah Bir Tatil</title>
		<link>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/bir-nikah-bir-tatil.php</link>
		<comments>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/bir-nikah-bir-tatil.php#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 12:20:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tou@reg</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/bir-nikah-bir-tatil.php</guid>
		<description><![CDATA[Hem Nikâh törenine gidelim hem tatil yapalım dedik organizasyonu yaptık kardeş ile Cumartesi sabahı erkenden düştük yola. İlk hedef Bursa. Otogarda çoğu zaman olduğu gibi yine Neslişah karşımızda bizi beklemekte. Bir süre sonra ulaşım ve konaklama sponsorumuz aynı zamanda da şoförümüz Ersin yanında güzel muavini Gamze ile otoparka giriş yaptılar. Beklemeden kahvaltı için hemen şehir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hizirdemirci.com/siteresim/sahil.jpg"  align="right"><br />
Hem Nikâh törenine gidelim hem tatil yapalım dedik organizasyonu yaptık kardeş ile Cumartesi sabahı erkenden düştük yola. İlk hedef Bursa. Otogarda çoğu zaman olduğu gibi yine Neslişah karşımızda bizi beklemekte. Bir süre sonra ulaşım ve konaklama sponsorumuz aynı zamanda da şoförümüz Ersin yanında güzel muavini Gamze ile otoparka giriş yaptılar. Beklemeden kahvaltı için hemen şehir merkezine ulaştık. Kahvaltıdan sonra Esra ve Musab efendinin nikâhı için ön hazırlıklar (giyim kuşam) yapılır. Büyükçe bir salonda Nikâh kıyılır ve esaretlik devlet resmiyeti ile belgelenir. Sonrasında güzel ve ferah bir bahçede geniş geniş takı töreni de yapılır. Onlar erdi muradına biz gidelim yemek yemeye.<br />
Nikâh ardından Neslişahın devam eden organizasyonuna ayak uydurarak önce Tophane sırtlarından Bursayı izledik, ardından da güzel bir mekânda isteyenin İskender isteyenin de pideli köfte yiyebildiği (bunlardan başka seçeneğin de olmadığı) leziz bir yemeği de aradan çıkardık. Sonra doğruca bir kafede çayımızı kahvemizi yudumlarken güneşi batırmaya gittik. Güneş battı taze evli çiftimiz de bir süreliğine bize katıldı sonrasında ise mutlu mesut vedalaşıp bizden ayrıldılar. Biz de yolumuza gittik. Gece her zamanki gibi Ersinlerde film izleme pozisyonunda başlayıp yarım saat sonra uykuya yenik düşülerek bitti.<br />
<span id="more-39"></span><br />
Ertesi gün İnkaya mevkiinde Yeşil Vadi adlı bir tesiste açık havada kahvaltımızı edip biraz da falla, salıncakla vakit öldürdükten sonra 4 arkadaş düştük tatil mekanımızın yoluna. Yolda Ersin ile Ayhan’ın kopya aş. olarak kurulan ilk şirketlerinin lise maceralarını dinlerken neredeyse Yalovaya varacaktık ki ancak yanlış yolda olduğumuzu anlayabildik. Orası burası derken saat 16:00 gibi Armutlu sahillerine ulaşabildik. Güneşi ve günü kaçırmama adına hemen odamıza yerleşip sahile indik denize daldık. Oradan çıktık doğru havuza. Sonra akşam yemeği derken Ersinin dahiyane fikri ile akşam vakti beach voley olayına dalıyoruz. Bizim Beytu Ersin ile bir takım Ayhan ile ben diğer takım güneşin batışı ile maçımız başlıyor. İlk iki set berabere biterken son sette gecenin karanlığını da arkasına alan rakip çok fazla çamura yatınca maçı kaybetmek zorunda kaldık.<br />
O akşam Bursa ahalisine veda ettik, ertesi gün ajanstan finans sorumlumuz Kamil ve mini ailesini ağırladık. Sonraki 3 günümüz aynı rutinde devam etti. Sabah kahvaltı ardından deniz, öğlende yemek ardından deniz ve dinlenme, saat 18:00 – 19:30 arası havuz keyfi ardından yemek akşam odalar önündeki bahçemizde çay sefası ve güzel bir havada mis gibi bir uyku.<br />
Tabi benim tatilde en çok aklımda kalan minik Sena oldu. Dünya tatlısı 4 yaşındaki bu ufaklık ile tatilin 2. Akşamı havuzda tanıştık. Havuza atlarken beni izlediğini fark ettim bir süre sonra yanıma geldi ve bir daha atlasanaaa deyince isteğini kıramadım. Bu böyle bi dahalar bi dahalar ben bayağı bir yoruluncaya kadar devam etti. Sonrası günlerde akşam havuz saatlerinde hep birlikte yüzdük eğlendik. 4 yaşında ama 2 metrelik derinlikte kolluklar ile korkusuzca yüzebiliyor hatta dalabiliyor da. Bu tatilden aklımda en çok kalan şey bu tatlı kızın benimle sohbetleri ve muhteşem gülümsemesi oldu. Bu güzel gülümsemeyi kaydetmemek olmazdı. </p>
<p>Senayı çok ama çok özleyeceğimi söylemek isterim. </p>
<p><img src="http://www.hizirdemirci.com/siteresim/sena.jpg"  align="center"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/bir-nikah-bir-tatil.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uludağ&#8217;da Piknik</title>
		<link>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/uludagda-piknik.php</link>
		<comments>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/uludagda-piknik.php#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 08:48:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tou@reg</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/uludagda-piknik.php</guid>
		<description><![CDATA[Hani bazı şeyler vardır; yapmak istemezsiniz ama yapılınca da iyi ki yapmışım deyip ne kadar haz aldığınızı keyifle ifade edersiniz, benim hafta sonu Bursa&#8217;daki piknik organizasyonu da bu katagoride bir durum. Pek hesabımızda yokken birden bire kendimi Bursa’da buldum. Hep derler planlı adamsın, doğrudur öyleyimdir ama ara sıra böyle yoldan çıkaranlar oluyor da biz de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hizirdemirci.com/siteresim/uludag.jpg"  align="left"><br />
Hani bazı şeyler vardır; yapmak istemezsiniz ama yapılınca da iyi ki yapmışım deyip ne kadar haz aldığınızı keyifle ifade edersiniz, benim hafta sonu Bursa&#8217;daki piknik organizasyonu da bu katagoride bir durum.<br />
<span id="more-38"></span><br />
Pek hesabımızda yokken birden bire kendimi Bursa’da buldum. Hep derler planlı adamsın, doğrudur öyleyimdir ama ara sıra böyle yoldan çıkaranlar oluyor da biz de zorla da olsa monotonluğumuzun dışına çıkıyoruz.<br />
Dedim ya bu hafta sonu da öyle oldu. Güya Cuma akşamı konsere gidecek, Cumartesi salonda geç saatlere kadar çalışacak, Pazar günü de o anki keyfime göre Bursa’daki arkadaşların organizasyonuna katılıp katılmamaya karar verecektim. Muhtemelen de o yorgunlukla izin isteyip katılmayacaktım. Ama bu sefer öyle olmadı. Önce konser işi iptal oldu. Ardından Cumartesi gününe toplantı çıktı salona istediğim saatte gidemeyeceğim anlaşıldı derken Bursa’dan Neslihan sıkı bir telefon trafiği ve ısrar ile âdeta çeke çeke beni Bursa’ya getirtti. Getirtti diyorum çünkü Cumartesi 14.30 da iş yerinden çıktım hiçbir hazırlığım yokken bir de baktım saat 15.30 da Bursa’ya gitmek üzere serviste otobüse gidiyorum.<br />
Neyse hızlı bir yolculuktan sonra akşam olmadan Bursa otogarına vardım. Yine Neslihan’ın hızlı organizasyonuna kurban giden Ayhan’ın gelip beni otogardan araç ile alması ile maceramızın Bursa ayağı da başlamış oldu.<br />
Irgandı köprüsünde kısa bir mola verdikten sonra yüzümüzü Uludağ’a çevirip 2 araç 8 kafa düştük yola. Bu arada hani rejim yapıyoruz, spora gidiyoruz ya otobüste de bir şey yemedik, Irgandı köprüsünde de gelen ikramları geri çevirdik ama iyice de acıktık. Neyse biz gideriz sıcaklık düşer, sıcaklık düşer biz gideriz 22 derecede çıktığımız yolculuğu 1 saatin sonunda 13,5 dereceye bitirdik. Ersinlerin dört bir tarafı dağ ve çilek tarlası manzaralı dağ evlerine geldik. (manzarayı o gece göremedik tabi karanlıkta tek gördüğümüz şey gökyüzündeki muhteşem yıldızlardı) Ayhan ile aç bi aç birbirimize bakarken, erkeklik edip merkezde yemek yemediğime mi yanayım, teklif edilen hamur işlerini geri çevirdiğime mi yanayım bilmiyorum; millet çay hazırlığına başladı eyvah şimdi yandık dedik. Ama gördük ki olay hiç de öyle basit bir akşam çayı değil. O akşam organizasyonumuz için özel seçilen 8 kişilik ekibin göbek çaplarının ortalamasına bakınca anlamamız gerekirdi aç kalmayacağımızı. Sağlam adamlar varmış ama doğal olarak şimdilik biz pek tanımıyoruz. Neyse, güzel bir semaver çayı eşliğinde gayet yeterli bir çeşitlikte (nutella bile varmış dağda) kahvaltı sofrasına oturduk. O arada meslek gurupları ve isimler de öğrenildi ve anladım ki o an tanıştığım kişiler ile aynı yerde aç kalmamız imkânsız bütün kara bulutlar bir anda dağıldı. Nefis çay eşliğinde güzel bir kahvaltı yaptık tabi gitti bizim diyet ama olsun dağ şartları diyeti askıya aldırdı.<br />
Sonrasında evin bahçesinde ateş çevresinde bir tarafta ney üfleyenler bir tarafta tambura vuranlar bardaklarda hiç bitmeyen semaver çayı ve yanı başımızdaki tarladan kopup gelen tap taze çilekler. Arada bir de kani kardeşler faslı geçiyor ki sormayın. Hüseyin ve Ali ağabeylerimiz esen rüzgâra karşı gözlerine giren dumandan rahatsız olup sürekli yer değiştirmekten bıkmış, oldukları yerde gözler kapalı okuyup duruyorlar. Gece böylece muhabbetle sürüp gitti ta ki saat 03.00 e kadar. Ancak o saatte uykuya çekilebildik.<br />
Sabah 09.00 yanı başımdaki tarladan çalan kalk borusu ile odamızdan çıkınca ne kadar güzel bir yere geldiğimizin ancak farkına varabildik. Evini bize açan Ersine tekrar teşekkürler valla kışın da tekrar gitmek nasip olur da yazın yüzümüze vuran ılık rüzgârın tadını kışın da kar tanelerini hissederek çıkarırız. Kısa bir keşif yapalım dediler malum organizatör Neslihan ordusu ile gelecekmiş deniliyor. Otağ için konaklanacak yer lazımmış. Etrafı ne kadar gezdiysek de en uygun yer yine ev ve çevresi olarak kararlaştırıldı. Ben önce katılımcı sayısı ile ilgili duyduğum şeylere inanmadım ta ki gözlerimle o koca otobüsü dağ yolunca karşıdan görünceye kadar. Önden gelen birkaç aracı saymıyorum bile. Neyse ki herkes yerleşti sorun da olmadı güzel bir piknik günü başlamış oldu. Araçlar ile evin 3-4 km yukarısındaki doğal gölete gidildi gezildi. Dönüşte spor yapalım dedik 40 dakika doğa yürüyüşü yaptık. Bunu gidiş yolunda yokuş yukarı da yapalım diyen genç aktif arkadaşlar da oldu ama iyi ki yapmamışız. Çok uzakmış yürüyünce anlaşılıyor.<br />
Yürüyüş bitince mangal organizasyonu başladı. Güzel ve bol bir bir salata eşliğinde köfteler yenildi, bol bol foto alındı. Bendeki makineyi fotoğraf çekmeye pek meraklı Ersine vermiştim, gece bol bol yıldızları gündüz de Gamzeyi çekmiş İstanbul’a gelip resimlere bakınca anladım. Arada birkaç foto da bize ayırmış sağ olsun. Bir süre sonra yorgunluktan sızmışım. Büyüyüp küçülenlerin gerçek küçükler ile oynadıkları yakar top sesleri ile uyandım. Gördüm ki sonradan küçülenler daha bir mızıkçı oluyor.<br />
Pikniği bitirdik etrafı topladık üzerimizdeki iki günün ateş ve duman kokusunu da bir nebze temizleyip dönüş hazırlıklarına başladık, biletimizi alıp artık İstanbul yollarına düşmenin vakti geldi fakat dostlar bizi bırakmadı. Hazır izin de kullanıyoruz. Program dışına çıktık bir kere önce merkezde güzel bir akşam yemeği (bol acılı tavuk kanat üstüne de sıcacık künefe) sonrasında yine Ersin ile Uludağ Üniversitesindeki birçok öğrencinin kaldığı bir bölgede geceyi boş bir öğrenci evinde konaklayarak geçirdik. Ersin ne de olsa fahri olarak konaklama sponsorumuz oldu bir kere. Ertesi gün geç saate bir kahvaltı, bir miktar çarşı pazar gezisi, Irgandı köprüsünde konaklama, salaş bir yerde leziz bir balık ziyafeti, açık havada çay molası ardından dostlar nasıl aldılar ise yine otogara kadar araç ile getirip bir güzel bıraktılar.<br />
Bu 3 günlük plansız fakat güzel tatil de böylece bitmiş oldu. Kalan 2 gün iznimi de İstanbul’da spor salonunda daha fazla efor harcayarak bu 3 günlük arayı kapatmakla geçirdim. </p>
<p>Doğrusu buna değdi mi, fazlasına bile değdi. Meraklısına resimlerler foto galeride.</p>
<p>Başta Neslihan ve Ersin olmak üzere Ayhan, Gamze ve tüm diğer dostlara teşekkürlerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/uludagda-piknik.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haydi Spora</title>
		<link>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/haydi-spora.php</link>
		<comments>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/haydi-spora.php#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 10:53:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tou@reg</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/haydi-spora.php</guid>
		<description><![CDATA[3 yıl kadar önce deneme sürüşlerine başladığım fakat 1 ay sonra sağlık nedeniyle (yemekten fena zehirlenmiştik) bırakmak zorunda kaldığım spor salonu kardio aletleri ile 1 Haziran tarihi itibariyle yeniden buluştuk. Bu seferki buluşmamız inşallah geçen senelerdeki gibi kısa zamanlı bir çalışma ile son bulmayacak. 4 aylık bir çalışma planı var önümde. Haftada 6 gün günde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3 yıl kadar önce deneme sürüşlerine başladığım fakat 1 ay sonra sağlık nedeniyle (yemekten fena zehirlenmiştik) bırakmak zorunda kaldığım spor salonu kardio aletleri ile 1 Haziran tarihi itibariyle yeniden buluştuk. </p>
<p>Bu seferki buluşmamız inşallah geçen senelerdeki gibi kısa zamanlı bir çalışma ile son bulmayacak. 4 aylık bir çalışma planı var önümde. Haftada 6 gün günde minimum 120 dakika kardio aletleri ile boğuşuyorum. İlk neticelerini 1 Temmuzda almayı planladığım bu serüvene ben ve 76,2 kilogramım beraber başladık. Umuyorum ki her ayın sonunda bu kiloların bir kısmı benimle olmayacak. Hedef 4 ay sonunda 68 kg nin altına düşmek.</p>
<p>Hadi bana kolay gelsin&#8230;</p>
<p><img src="http://www.hizirdemirci.com/siteresim/spor.gif"  align="right"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/haydi-spora.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Battlestar Galactica</title>
		<link>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/battlestar-galactica.php</link>
		<comments>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/battlestar-galactica.php#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 15:45:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tou@reg</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/battlestar-galactica.php</guid>
		<description><![CDATA[8 aydır büyük bir merakla beklediğim dizi Battlestar Galactica nın 4. Sezon bölümleri Amerikada gösterilmeye başlandı. Hatta başlayalı 4 hafta bile olmuş benim haberim yok. Bu sezon ile birlikte bitmesi muhtemel dizinin kısaca konusu şöyle: 12 Koloni’de yaşayan insanlar, düşmanları Saylonlar ile 40 yılı aşkın bir süredir barış içinde yaşamaktadır. Ancak Saylonlar’ın gerçekleştirdikleri sinsi saldırıyla, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hizirdemirci.com/siteresim/battlestar.jpg"  align="right"><br />
8 aydır büyük bir merakla beklediğim dizi Battlestar Galactica nın 4. Sezon bölümleri Amerikada gösterilmeye başlandı. Hatta başlayalı 4 hafta bile olmuş benim haberim yok.  </p>
<p>Bu sezon ile birlikte bitmesi muhtemel dizinin kısaca konusu şöyle:<br />
<span id="more-31"></span><br />
12 Koloni’de yaşayan insanlar, düşmanları Saylonlar ile 40 yılı aşkın bir süredir barış içinde yaşamaktadır. Ancak Saylonlar’ın gerçekleştirdikleri sinsi saldırıyla, kolonilerin savunma sistemleri etkisiz hale getirilip nüfusun yoğunlaştığı tüm merkezleri nükleer silahlar ile yok edilmesi her şeyin birdenbire değişmesine sebep olacaktır. Aslında Saylonlar, yıllar önce insanlar tarafından yapay zeka kullanılarak üretilmiş sofistike robotlardır. Ancak zaman içinde kendi zeka ve bilinçleri oluşmuş; efendilerine karşı örgütlenerek ilk İnsan/Saylon savaşının başlamasına neden olmuştur. Uzay gemilerini yenileyerek daha da güçlendirmesine rağmen 12 Koloni&#8217;nin ordu ve tüm savunma teşkilatı, Saylonlar’ın icat ettiği bilinmeyen yeni silah karşısında tamamen çaresiz kalmıştır. Bu sinsi saldırı esnasında, görevi savaşçı taşımak olan uzay gemisi Battlestar Galactica müzeye çevirilmek üzere yedeğe alınmıştır. Galactica aslında yıllar önce ilk Saylon Savaşı’nda görev almış, ancak sonradan barış döneminde askeri eğitim amaçlı kullanılmıştır.<br />
Ancak artık miyadını doldurmuştur ve kaptan Adama da emekli olmak üzeredir. İşin ilginç yanı, Saylonlar’ın saldırısında görev alamayacak kadar uzak bir bölgede olması aslında onu insanlığın kurtarılmasındaki tek umut haline getirir çünkü Baltar adındaki dahi bilim adamı Saylonlar tarafından kandırılarak tüm savunma sistemi detaylarının Saylonların eline geçmesine ve Saylonlar’ın insan kolonilerinin tüm savunma sistemlerine girişini sağlayıp insan ırkını neredeyse tamamen yok etmelerine neden olmuş ve sadece Galactica hayatta kalabilmiştir. Bunun en önemli nedeni Galactica&#8217;nın komutanı Adama&#8217;nın 40 yıl önceki Saylon savaşlarından kalan bir alışkanlık ile geminin savunma sistemindeki bilgisayarları bir network altında toplamayıp sadece istasyon bazında çalıştımasıdır. İşte bu nedenle Saylonlar 12 Koloniye saldırırken diğer tüm gemilerin network sistemini çökertirken bunu network sistemi ile çalışmayan Galactica&#8217;ya yapamamışlardır.<br />
Öte yandan kolonilerin başkanının ölmesi ile yerine geçen Laura Roslin, insanlığa dair ayakta kalan herşeyi ve herkesi toparlayarak Galactica’ya sığınmak üzere yola çıkar. Adama da yeterli sayıda adamı ve silahı olmadığı için kaçmak zorundadır; kendileri için yeni ve güvenli bir yer olacağına inandıkları efsanevi gezegen Dünya’yı aramak üzere yola çıkarlar.</p>
<p>Kısaca 40.000 den daha az sayıda insanın kaderi Savaşyıldızı Galacticanin ve mürettebatının ellerindedir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>25 Mart 2009<br />
4. sezon 20. bölümü de dün gece izleyerek diziyi bitirdim. Garip bir hüzün var üzerimde diyebilirm. İzlediğim en sağlam konulu bilimkurgu dizisi idi. Kendi içinde müthiş bir felsefesi ve sağlam bir konusu vardı.</p>
<p>Saylonlar ile son bir çarpışmadan sonra sular duruldu. Dünya bulundu tertemiz pırıl pırıl yeni slinip süpürülmüş gibi, neden derseniz günümüzden 150.000 yıl önceki dünyaya gitti bizim Battlestar ekibi. Yani insanoğlunun dünyayı henüz varlığı ve varlığının etkisi ile kirletmeye başlamadığı bir zaman. Gezegen üzerinde avcılık ile hayatlarını sürdüren ilkel insanlar var.</p>
<p>Neyse artık yeni dizilere yelken açmak lazım (Şu heroes de bi bitsin de)&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/battlestar-galactica.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dostlarla Bir Haftasonu</title>
		<link>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/dostlarla-bir-haftasonu.php</link>
		<comments>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/dostlarla-bir-haftasonu.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2009 20:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tou@reg</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/dostlarla-bir-haftasonu.php</guid>
		<description><![CDATA[Bursa ziyaretleri, yeni arkadaşlıklar ve dostluklar kazandırırken (hatta dest-i izdivaca talip olup Bursalı olan arkadaşımız da oldu çok şükür) bu ziyaretlerin bir süre sonra iadesi de olması gerekiyor. Gelen olmaz ise hep gitmenin de tadı olmaz. Bu gereklilik zaman zaman yerine gelmekte fakat her zaman ajandaya not düşülmemekte. Hoş bir sürprizi de barındırmasını fırsat bilerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hizirdemirci.com/siteresim/hat.jpg"  align="right"> Bursa ziyaretleri, yeni arkadaşlıklar ve dostluklar kazandırırken (hatta dest-i izdivaca talip olup Bursalı olan arkadaşımız da oldu çok şükür) bu ziyaretlerin bir süre sonra iadesi de olması gerekiyor. Gelen olmaz ise hep gitmenin de tadı olmaz. Bu gereklilik zaman zaman yerine gelmekte fakat her zaman ajandaya not düşülmemekte. Hoş bir sürprizi de barındırmasını fırsat bilerek en azından bu seferki ziyareti sadece hafızalara değil de net ortamına da taşıyayım dedim. </p>
<p>Birkaç gün öncesinden plan yapıp (ki havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez Bursa ahalisinin genelinde bazen çevresel şartların da zorlaması ile tatlı bir plansızlık hali hep vardır) evimizi odamızı ayarladık ve Cumartesi gecesi Bursalı 3 cevval arkadaşı (Ersin, Gamzecan ve Ayhan) fakirhanemizde ağırladık. Ailelerinin bu yazıyı okuma ihtimalinin pek ihtimal dahilinde olmadığını da hesap ederek rahat rahat kimliklerini ve nerede kaldıklarını yazabiliyorum; bu arkadaşlar İstanbul’a yeni kurdukları iş için toplantıya gelmişler (güya) ama toplanılan yerler daha çok muhtelif kafeler ve İstanbul Boğazı üzerindeki Kız Kulesi.<br />
<span id="more-36"></span><br />
Soğuk bir Cumartesi akşamı Üsküdar sahilinde Kız Kulesi karşısında, boğazın esintisi ile üşüdüğümüz bir anda ortamdakilerin güzelliklerinin yeterince ısıttığı bir aracın bagaj kapısının gölgeliğinde hoş bir sürpriz ile doğum günü kutladık. Üstündeki mumlarla beraber şemsiyelerin de yandığı bir peki ile kutladık 34. yaşımızı. Pek beklenmedik bir zamanda peki dedik üfledik Pekideki mumlara ve exta yanan şemsiyelere. İçime nasıl bir nefes çekti isem şemsiyeyi bile söndürdüm. Hatta Gamzecan dilek tut diye tutturdu tekrar üfletti yeniden yakılan muma. Peki pastası üzerinde yanan mum ve şemsiyelerin ardından gelen hediye ise çok daha hoştu. Bir hafta önce güzelliklerine Bursada sergide şahit olduğum ağaçtan kesme eserlerden bir benzerini bu 3 arkadaş bana hediye ettiler. Umarım el emeği göz nuru bu güzel eseri değerini gerçekten bileceklerden oluruz. Ersin, Gamze, ve Ayhan’a tekrar teşekkürler.<br />
Gecenin kalan kısmını İstanbul un yedi tepesinden biri olan Çamlıca da boğaz ışıklarını da seyrederek geçirdik. Tabi sadece ışık izlemedik okey de oynadık. Skordan, kazanan ve kaybedenlerden çok fazla bahsetmek istemiyorum, kimilerine nazar değer kimileri de bir daha oynamaz diye isim vermiyorum&#8230; Sonrasında gece yarısı sessiz sedasız evimize girdik öyle ki babam bile 4 kişinin eve girip yatacak yerleri hazırlayıp uyumasını duymadı. Demek ki babamı geceleri tek başına evde bırakmamız gerekiyormuş.</p>
<p>Pazar sabahı misafirlerimiz ve babam tanıştı, kaynaştı, hobiler konusunda bilgi alışverişi yapıldıktan sonra evden ayrıldık. Üsküdar Madoya inip kahvaltımızı yaptık. Sonrasında sırası ile önce Yeni Valide Cami sonrasında Üsküdarımızın manevi sultanlarından Aziz Mahmut Hüdai Camiini ziyaret ettik, hatta ziyaret arasına cami bitişiğindeki eski orta okulumu bile sığdırdık. Ardından Kız kulesine uzandık. Kah Ersin, kah Ayhan Bol bol deklanşöre basarak anları ölümsüzleştirdik. (Bakınız Foto Galeri de Her Yerden Her Şey) Kısa bir not; uzun süredir ziyarete açık olmasına rağmen tembel bir Üsküdarlı olarak ben de ilk kez Kız Kulesine çıktım. Şu kadarını söyleyeyim öyle uzaktan göründüğü gibi küçük bir yer değil, gayet büyük bir yapı. 2 katı küçük de olsa toplamda 4 katlı bir bina. Genelin aklındaki gibi öyle çok da pahalı değil. Örneğin bir bardak çay 2,5 TL.<br />
Günün sonrasında yemeğimizi Capitolde, çay-kahve keyfimizi de yine Çamlıcanın başka bir tepesindeki O Ağacın Altı restaurantta tamamladıktan sonra tüm misafirlerimizi (Büşra, Esra, Gamzecan, Ersin ve Ayhan) yeniden gelmeleri ümidiyle ite kaka çevreyoluna çıkartıp uğurladık.<br />
Arkadaşlar tekrar bekleriz&#8230;</p>
<p>Not: 1-) Neslihan’ın kuzularını arama maksadı ile attığı mesajdan sonra Ayhandan herkesin sağ salim yerlerine ulaştığına dair teslim edildi raporu geldi ve rahat rahat uyudum. Kuzular kurtlara yem olmadan yerlerine vardılar. 2-) Pazartesi günü hafta sonunun etkinliklerini anlattığım çalışma arkadaşlarım da bir pasta alarak doğum günümü iş yerinde kutladılar. Böylece 24 Ocakta Bursa da Neslihan ın sıcak bir ortamda bir dilim pasta ile başlattığı doğum günü etkinlikleri haftası Üsküdar Sahilinden de geçtikten sonra Baran İş Merkezine de sıçradı ve kocaman bir pasta ile son buldu, şimdilik…</p>
<p>Bu yazıyı yazdıktan 24 saat sonra 4. kutlamayı da kardeşlerim ile yaptım. 4. kutlama 4. pasta ve en büyük olanı onlarınki oldu. Hepiniz çok yaşayın emi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/dostlarla-bir-haftasonu.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yılın Son Gezisi</title>
		<link>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/yilin-son-gezisi.php</link>
		<comments>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/yilin-son-gezisi.php#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 18:38:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tou@reg</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizirdemirci.com/yazilar/yilin-son-gezisi.php</guid>
		<description><![CDATA[Vee planlarımıza göre yılın son gezisi artık sezonu kapatıyoruz Bu sefer istikamet Yalova civarları ve grubumuz beş kişi. Benim kardeşe de bir kıyak yapalım dedik hazır DGS yi de kazandı Trabzona Ekonometri okumaya gidecek ekonomiyi ölçmeden önce İstanbul Yalova arasını bi ölçsün biçsin dedik. Kısacası arka koltuğu 3 ledik. Önceki geziden yanan yerlerimizi tekrar yakmamak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vee planlarımıza göre yılın son gezisi artık sezonu kapatıyoruz</p>
<p>Bu sefer istikamet Yalova civarları ve grubumuz beş kişi. Benim kardeşe de bir kıyak yapalım dedik hazır DGS yi de kazandı Trabzona Ekonometri okumaya gidecek ekonomiyi ölçmeden önce İstanbul Yalova arasını bi ölçsün biçsin dedik.  Kısacası arka koltuğu 3 ledik. </p>
<p>Önceki geziden yanan yerlerimizi tekrar yakmamak adına bu sefer konaklama işini ben üstlendim ve Yalova’da AsudeTatil Köyünü ayarladım. 9 Ağustos Cumartesi öğlen saatlerine yakın düştük yola. Yalova sınırlarına girene kadar bir sorun yaşamayan ekibimizi son kilometrelerde maalesef asfaltlama çalışması karşıladı. Tam bir saatimizi burada harcadık. Bi de üzerine yemek molası derken saat 3 gibi mekana varabildik. Topluca bir odaya yerleşip hemen soluğu havuz başında aldık. Birkaç saat havuzda takıldık. Sonra akşam yemeği. Yemek sonrasında hiç yapmadığımız bir şeyi deneyelim dedik ve okey oynamaya başladık. Yurdumun değişik yerlerinde taş dizme işini kendine vazife edinen ekibimiz bu ciddiyetle akşam yatana kadar kah oturup kah kalkıp yer değiştirerek bu işi Yalovada da başarıyla yerine getirmiş oldu. <span id="more-34"></span></p>
<p>İkinci gün öğlene kadar havuz sefası ki aşağıda kısa bir video var (Yalçından arta kalan görüntüler arkadaş maalesef bir miktarını yanlışlıkla sildi) Öğle yemeğinden sonra saat 3 e  kadar dinlendikten sonra yola koyulduk. Yeni istikamet Çınarcık ilçesine bağlı Delmece Yaylası ve Erikli Şelaleleri.</p>
<p><object width="450" height="253"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1557288&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1557288&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="450" height="253"></embed></object></p>
<p>Yolda önce bir krater gölü olan Dipsiz Göl de mola verdik. Dibi çok derinmiş diyorlar. Daha sonra ekip bir ara şifalı su tabelası gördü. Bu sefer şifa peşine düştük. Git git su yok neyse en sonunda bir ağacın dibince kuytu bir yerde bir parmak kalınlığında var ile yok arasında akan bir su bulduk. Umarız şifa olur.</p>
<p>Ardından Delmece Yaylası. Marmara da yayla bu kadar olur misali düz bir alanda bir tarafta hayvanların otladığı bir düzlük diğer tarafta birkaç ev ve ahırlar. Tabi Karadenizin yüksek yaylaları gibi bir yayla beklentisi içinde olanlar için bir miktar hayal kırıklığı yaşansa da bu yaylayı da görmüş olduk.</p>
<p>Son uğrak yerimiz Çınarcık Erikli Şelalesi. Güzel bir orman yürüyüşünden sonra buz gibi şelaleye varıyorsunuz. Kendine güvenenler suya giriyor kimileri de bizim gibi kenardan güzellikleri izliyor. Şelale dönüşü Yalova yolunda Et Mangalımızı da yapıyoruz. Körfez her zamanki gibi, hafta sonu trafiği nedeniyle tıkalı. </p>
<p>Saat 00:40 da artık evimizdeyiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/yilin-son-gezisi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeniden Yollardayız&#8230;</title>
		<link>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/yeniden-yollardayiz.php</link>
		<comments>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/yeniden-yollardayiz.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 15:30:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tou@reg</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/yeniden-yollardayiz.php</guid>
		<description><![CDATA[Ufak bir hesap hatası bile bizi yolumuzdan alıkoyamadı. Neydi bu hata Her şeyi saat saat planlayan ekibimiz konaklama için otele telefon açıp yer ayırtmayı unuttu. Yolculuk vakti geldi çattı. Sonra ne mi oldu ne olacak biz kere yüzümüzü batıya döndük azmin elinden ne kurtulur misali Marmara olmazsa Karadeniz olur diyerekten haftalardır Çanakkale Enez ile ilgili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ufak bir hesap hatası bile bizi yolumuzdan alıkoyamadı.<br />
Neydi bu hata<br />
Her şeyi saat saat planlayan ekibimiz konaklama için otele telefon açıp yer ayırtmayı unuttu.<br />
Yolculuk vakti geldi çattı.<br />
Sonra ne mi oldu ne olacak biz kere yüzümüzü batıya döndük azmin elinden ne kurtulur misali Marmara olmazsa Karadeniz olur diyerekten haftalardır Çanakkale Enez ile ilgili yapılan planları bir çırpıda Kırklareli İğneada olarak değiştirdik. Kısacası B planı uygulamaya alındı.<br />
<span id="more-33"></span><br />
Cumartesi günü her şey hazır zıpkın gibi fişşek gibi çıkış saatimizi bekliyoruz ama kader bir kere bu programın aksaması yönünde ağlarını ördü ya son dakikada bana iş çıktı. Tam 1,5 saat rötar ile saat 13:00 de yolumuza koyulduk.  İstikamet İğneada marş marş.<br />
Yaklaşık  3 saat sonra Kırklareli Vize de ilk molamızı verdik. İyi bir köfteci arayışı içerisinde esnafın da telkinleri ile “Bedri Baba” salaş köfte dükkanına doğru yöneldik. O sırada ben arkadaşların yanında yoktum. Fakat 2 dakika geçti geçmedi onlar benim yanıma geri geldiler. 3 arkadaştan 2 si daha oturmadan kafayı bulmuştu. İçmeden sarhoş eden bir mekanmış. Eee malum bulunduğumuz bölge içici içemeyenler de içenlerin kokusu ile kafayı bulabiliyor. Neyse vasat bir mekanda vasat bir yemek yiyerek yolumuza devam ettik. Saat 17:10 da önceden rezervasyonumuzu yaptırdığımız Afra Otele ulaştık. İlk izlenim önemlidir derler ya. Resepsiyon 4 cevval erkek görünce biraz şaşırdı ne de olsa aile mekanına gelmiştik. Tedirgin bir şekilde odamızı gösterdi. 4 kişi 3 yatak 1 oda nasıl olacak demeyin bir şekilde halloldu.<br />
Saat 17:30 vakit kaybetmemek lazım çünkü tatil 1,5 gün, doğruca deniz kenarına  o da ne deniz değil okyanus kenarı maşallah azgın dalgalar sahili dövüyor. Girelim girmeyelim muhabbetleri arasında Hüseyin ilk cesaretli arkadaş oluverdi ve suya ilk adımlarını attı. Hüseyin için küçük fakat bizim için büyük bir adımdı ne de olsa ilk ayağı suya sokmuştuk. Arkasından ben de suya girmeye karar verdim ve  derken kayış koptu ikimiz hızlıca dalgaların arasına karıştık. Sahilde bekleyen ikili (Yalçın ve Fatih) bizi kamera ile kaydededurdun biz dalgalar ile boğuşmaya başlamıştık bile. Sonradan videodan izleyip öğrendik ki bunlar adasında hadi biz de girelim, valla çok zevkli görünüyor o kadar da soğuk değil galiba gibi cümleler kurarken biz yüzme ile dayak yeme arasında dalgalar ile debeleniyorduk. Çok geçmeden kalan ikili de suya daldı. 1 saat kadar kah yüzdük kah dayak yemişcesine dalgalarla boğuştuk.<br />
7 gibi bizim okey liginin son hafta karşılaşmasına başladık. Gerçi dananın kuyruğu  benim için bir önceki hafta kopmuştu. Sonuncu olarak diğer üç arkadaşın çekişmesini izledim. Biraz oynadıktan sonra kalanını yemekten sonra devam etmek koşulu ile akşam yemeği molası verdik. Kötü bir akşam yemeği ardından bizim maçın galibi belli oldu. Usta ve tek şoförümüz Yalçın 11 haftanın sonunda toplamış olduğu 20 puan ile birinci oldu. Kendisini bir kez de buradan kutluyorum.<br />
İkinci gün sabah kahvaltısı ardından saat 12 ye kadar yine dalga deniz kum güneş arasında gittik geldik.  Saat 12:40 da tekrar yola koyulduk. Yeni istikamet Kırklareli Demirköy ilçesinin Sarpdere Köyü sınırları içerisinde Dupnisa Mağarası. Yolda bir ara böğürtlen yeme molası verdik. Bayaa da bir leziz idiler. Mağaranın bulunduğu yere varınca önce ayran eşliğinde güzelce gözlemelerimizi yedik. Sonra da tam uzunluğu 3.200m olan mağaraya giriş yaptık. Hani buzzz kesmek deyimi vardır ya mağaraya ilk girdiğiniz anda bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.  Beton ile oluşturulmuş ve ışıklandırılmış mağara içi özel parkurda  yer yer  merdivende çıkarak gezindik. Çeşitli sarkıt, dikit ve mağara yarasaları ile bir ucundan başladığımız turu diğer ucundan çıkıp bir müddet nefeslendikten sonra tekrar geri dönüp tamamladık.<br />
Dönüş yolunda iyi köfte yeme hayali ile bir süre Ahmetbey ilçesini aradık sonunda bulup bir önceki günün aksine nefis bir köfte yedik. Gerçi Hüseyin ve Fatih yedi desek daha doğru olur.<br />
Vee 1,5 günde 622KM yol yaparak bir gezimizi daha geride bıraktık. Resimler her zamanki yerinde.<br />
Bu arada unutmadan haftaya yine yollardayız bu yaz leyleği havada gördük bir kere.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/yeniden-yollardayiz.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gittik, Gezdik, Gördük&#8230;</title>
		<link>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/gittik-gezdik-gorduk.php</link>
		<comments>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/gittik-gezdik-gorduk.php#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 May 2008 13:06:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tou@reg</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/gittik-gezdik-gorduk.php</guid>
		<description><![CDATA[19 Mayıs Pazartesi gününün resmi tatil oluşunu kutlama amacı ile ajanstaki mahşerin 4 atlısı okey gurubu taş dizicileri bir farklılık olsun sevdası ile bu sefer oyunumuzu şehir dışında oynamaya karar verdik. Arabamıza atlayarak önceden belirlediğimiz yol güzergahı üzerinde belirli yerleri gezecek görecek ve eğlenecektik, öyle de oldu zaten. Tek fark bu tür bir geziyi bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>19 Mayıs Pazartesi gününün resmi tatil oluşunu kutlama amacı ile ajanstaki mahşerin 4 atlısı okey gurubu taş dizicileri bir farklılık olsun sevdası ile bu sefer oyunumuzu şehir dışında oynamaya karar verdik.</p>
<p>Arabamıza atlayarak önceden belirlediğimiz yol güzergahı üzerinde belirli yerleri gezecek görecek ve eğlenecektik, öyle de oldu zaten. Tek fark bu tür bir geziyi bu tarihlerde bizim gibi çokca insanın da düşünmüş olması idi.<br />
<span id="more-32"></span><br />
17 Mayıs Cumartesi günü öğle vakti düştük yola. Önceden belirlenen rotamız gereği ilk olarak istikamet Gölyaka Güzeldere Şelalesi. Güzeldere Şelalesi, Düzce’nin Gölyaka ilçesi sınırları içerisinde Düzce’ye 28, Gölyaka’ya ise 16 km mesafedeki Güzeldere Köyü’nde. Rakım 630 yükseklik 135 metre. Orman içinde dinlenme yeri yakınında olan şelaleye araçtan indikten sonra 10 dakikalk bir yürüyüş ile rahatlıkla ulaşılıyor ki biz de böyle yaptık zaten. Şelale çevresinde bir müddet gezinip bu anları da ölümsüzleştirdikten sonra dinlenme alanına geçip burada güzelce gözlemelerimizi yiyerek ayranlarımızı içip istikametimizi bir başka güzellik abidesi olan Abant Gölüne doğru çevirdik. Yol üzerinde dağ yolu ile mi köy yolu ile mi Abanta ulaşalım fikirleri arasında gidip gelsek de, çevre ahalisi dağ yolunu tercih etmememiz konusunda bizi uyarsa da az kalsın milli şoförümüz Yalçın&#8217;ın offroad sevdasına ortak olup dağlarda gençliğimizi heba edecektik ama öyle olmadı sağduyu ağır bastı ve normal yollar ile Abanta varma kararı aldık.  </p>
<p>Saat 19:00 civarında huzur ve oksijen yuvası Abant gölüne vardık. Burada bol bol deklanşöre basan ekibimiz fazlaca zaman kaybetmeden günü noktalamayı planladığımız Mudurnuya doğru yola koyuldu. Abant&#8217;a 1 saat kadar erken gelmiş olabilse idik güneşin batışından da faydalanıp çok daha güzel resimler çekebilirdik.</p>
<p>Sırada geceyi noktalamayı planladığımız Mudurnu vardı. 20:30 gibi Mudurnuya vardık ve kalacak yer aramaya başladık. Gördük ki maalesef hiçbir mekanda yer yok. Hatta öyle ki adını orada duyduğumuz Babas kaplıcalarına kadar gittik maalesef burada da yer yok. Gerçi kaplıcaya vardığımızda 1 oda boştu biz buraya 4 kişi nasıl kıvrılırızın muhasebesini yaparken resepsiyon sayılabilecek yerdeki cevval kızımız iki arada bir derede burayı da telefonda başkasına sattı. Yatak kapasitesinin az oluşuna 3 günlük tatil de eklenince ayazda kalmamız neredeyse farz oldu. Neyse ki zar zor ilçe girişinde bir pansiyona kendimizi atabildik. Esas hedefimiz gecemizi konaklardan birinde geçirmek olsa da yer bulabildiğimize baya bi sevindik. Merkezine giderken karşımıza çıkan ilk konak olan Yarışkaşı Konağında akşam yemeğimizi bir güzel yedik. Sabaha kadar tek bir kuşun bizi ısrarla uyutmama çabaları ile boğuşarak geceyi geçirdik. (inatcı kuş 07:00 civarında anca sussa da ben o saatten sonra pek uyudum diyemem). </p>
<p>Kötü bir geceyi iyi bir kahvaltı mükemmel şekilde telafi eder fikri ile istikameti bu sefer Sünnet Gölüne çevirdik. Göynük Belediyesine bağlı Sünnet Gölü 850m. yükseklikte dar ve derin bir vadinin heyelan sonucu tıkanmasıyla oluşmuş. Göl ortasında ördeklerin yaşadığı minik bir yapay ada da bulunmakta. Burada açık olan tek tesiste açık büfe sabah kahvaltımızı yapıp göl çevresinde aracımız ile maceralı (tahta bir yaya köprüsünden araç ile geçiş) bir tur atıp Göynüğe doğru yola koyulduk. </p>
<p>Bolunun bu güzel ve şirin ilçesine vardığımızda girişte bizi &#8220;Akşemseddin Diyarı Göynük&#8217;e Hoş Geldiniz&#8221; yazısı karşıladı. Genel olarak düzgün ve derli toplu bir yer görünümü veren Göynükte ilk dikkatimizi çeken tarihi evler oldu. Ankara Beypazarı evleri tarzında olan evleri, konakları, temiz cadde ve sokakları ile hoş bir manzara oluşturan Göynük gurubumuz tarafından oldukça beğenildi. Hele de Üsküdar belediyesi ile kardeş belediye olmaları güzelliğe ayrı bir anlam kattı. İlk olarak Zafer Kulesi denilen kulenin olduğu tepeye çıktık. Daha sonra ağarmış saçı sakalı ve ak giysileri ile dolaşması ile ad alan Fatih&#8217;in hocası Akşemseddin Hz.&#8217;nin türbesini ziyaret ettik. Çarşısında bir müddet dolaştıktan sonra ilçenin içinden geçen dere kenarında sessiz bir kahvede taşlarımızı bi güzel dizip sessiz sedasız okeyimizi oynadık. Yakın bir yerde de yemeğimizi yedik. Günün büyük bir kısmını burada geçirdikten sonra yolcu yolunda gerek misali Bilecik istikametine doğru yola koyulduk. Bilecikte uzaktan da olsa, Osmanlı Devleti Kurucusu Osman Gazinin hocası ve Kayınpederi olan aynı zamanda Osmanlının manevi kurucusu olarak da bilinen Şeyh Edebali&#8217;nin türbesini gördük, Fatihalarımızı okuduk. </p>
<p>Daha sonra bulabilir isek bir kaplıcada konaklamaya, bulamaz isek artık geri dönmeye karar vererek yola koyulduk. Yanlış bir yönlendirme ile ilk atağımız boş çıksada yılmadık. Telefon yardımı ile eş dost arkadaşlar arandı çevre ilçelerdeki kaplıcalara ulaşıldı ise de hiçbirinde yer bulamadığımız için İstanbula dönmeye karar verdik. Bu bize ders oldu bundan sonraki organizasyonlarda önce yatacak yer sonra gezecek yer bulunacak. Dönüş yolunda koca Sapanca gölünü zor da olsa bulup göl kenarında mola verdik. Kısa bir gezinti sonrası açık havada göle nazır köfte ekmeklerimizi yiyerek yolumuza devam ettik. </p>
<p>17 Mayıs Cumartesi saat 13:00 de başladığımız yolculuğumuz yaklaşık 830 KM katederek 18 Mayıs gecesi saat 24:00 de son buldu. Gezimizden bazı resimleri foto galerideki &#8220;Her Yerden Her Şey&#8221; bölümüne bulabilirsiniz..</p>
<p>Yolculuk boyunca tek şöförümüz, olmazsa olmaz adamımız, Abant Gölü yakışıklısı Yalçın Şirin&#8217;e, yan koltukta co-pilot luk ile araç içi fotoğrafcılık arasında bir türlü karar veremeyen Fatih Şenol&#8217;a, cevval çevre yol bilimci, medya planlamacı ve Sapanca Gölü ustası Hüseyin Mirza&#8217;ya bu güzel gezi için teşekkürler.  </p>
<p>Hızır DEMİRCİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hizirdemirci.com/yazilarim/gittik-gezdik-gorduk.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
